Çanakkale Savaşı ve Seyit Onbaşı adlarıyla ilgili neler biliyorsunuz?

Çanakkale Savaşı ve Seyit Onbaşı adlarıyla ilgili neler biliyorsunuz?

Çanakkale Zaferi 18 Mart 1915 günü gerçekleşmiş ve Türk milletinin büyük bir mücadele doğrultusunda hem denizden hem de karadan kazandığı bir savaş olmuştur. Çanakkale savaşı yaşanırken 1.Dünya savaşı devam etmekteydi. 1915 ve 1916 yılları arasında denk gelen bu dönemde Osmanlı imparatorluğu ile itilaf devletleri savaşmıştır. Oldukça şiddetli bir çatışma sürecinde çok sayıda yaralı ve şehit bulunmuştur. Türk milleti için Çanakkale Zaferi’nin önemi Anadolu’da yaşayan halkın bağlılığını, milletine karşı umudunu ortaya koyan ve körükleyen bir özelliği bulunur. Bağımsızlık mücadelesinde hiçbiri pes etmemiş kanının son damlasına kadar büyük bir mücadele vermiştir. Her yıl 18 Mart günü kutlanan Çanakkale Zaferi’nin en önemli kahramanlarından olan Seyit Onbaşı’nın fedakarlığı da oldukça büyük olmuştur.

Bağımsızlığına düşkün olan bu milletin büyüttüğü Seyit Onbaşı herhangi bir insanın kaldıramayacağı yükteki top mermisini sırtlamış ve karşıdan gelen zırhlı gemiye hedef almıştır. Rivayete göre bu merminin 250 kilo olduğu söylenir. Attığı bu mermi ile İngiliz zırhlı gemisinin batmasına ve savaşın seyrinin değişmesine en büyük etkiyi sağlayan kahramanlar arasında gösterilir. Çanakkale Savaşı’nın en önemli yönü Türk milletinin maddi olarak ve asker sayısı olarak oldukça az oluşuydu. İtilaf Devletleri Türk milletinin sayısının üstünde bir oranda güce sahipti. Bu halde dahi vazgeçmeden yılmadan ve umudunu yitirmeden tüm halk birbirine kenetlenmiş ve sonunda zaferi yaşayabilmiştir..

Sınıf başkanlığı seçimini kazanan arkadaşımıza kutlama kartı yazalım.

Sınıf başkanlığı seçimini kazanan arkadaşımıza kutlama kartı yazalım.

Sevgili arkadaşım,

Başkanlığını yürekten kutluyorum. Senin bugün çok sevinçli olduğunu görüyorum. Elbette haklısın. Sevinmek senin en doğal hakkın. Bu görevi en güzel şekilde icra edeceğinden kuşkum yok. Ortak bir fikir birliğine varıldıktan sonra alınan her bir kararda uyum sağlayabilmek ancak güçlü ruhların bulunduğu yerlerde mümkündür. Yapılan demokratik seçim doğrultusunda bu sınıfta başa geliyor olmandan aslında mutlu olman gerekir çünkü bu sınıf düzeni içerisinde aslında birbirini eleştirmekten korkmayan ama bunu daha saygılı bir şekilde gerçekleştirebilen, kararlarının arkasında durabilen bir sınıf yapısı bulunduğunun işaretidir. Kararlarının arkasında durabilmek ve verilen kararlar sürdürebilmek bir yöneticinin vazgeçilmez hale gelmesini sağlayacaktır. Kazanmış olduğun bu başkanlık seçiminde adaleti savunacağını, kimsenin hakkını yeme yiyeceğini, doğru ve güvenilir bir şekilde süreci tamamlayabileceğini biliyorum.

Sınıf içerisinde farkında olunmadan bir kişi bir hata yaptığında aslında o hatanın kimden kaynaklandığının sorgulayacağını, eleştireceğini ve haksız yargılama yapmayacağını da bilmekteyim. Umuyorum ki oluşabilecek ani sınıf içi tartışma ve kavgalardan haklı veya haksız tarafı doğru olarak temsil edebilir, haksız tarafı savunmaktan uzak durabilirsin. Aramızda adaleti sağlayabilmek bu görevde olan senin için oldukça zor olacaktır ancak yönetiminde bulunan her bir yöneticinin yaptığı gibi yalnızca yüksek çıkan sesler haklı olarak kabul edilmeyecek ve doğru olan haklı olan kişi tespit edilene kadar kimse haksızca yargılanmayacak bundan da eminim.